İlmihal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlmihal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2010 Cumartesi

Dinin Tanımı

    Tanımı en zor olan kavramların başında din gelmektedir. Dini tanımlarken gerek geçmişte yaşamış gerekse günümüzde mevcut bütün inanç şekillerini kuşatan ve hepsinde müşterek esasları ifade eden bir tanım yapmanın zor olduğu ortadadır. Dinin bütün dinleri içine alabilecek bir tanımı ancak din kavramının sınırları kesin bir şekilde belirlendikten sonra yapılabilir.
     Çağdaş Batılı ilim adamları tarafından dinin birbirinden farklı tarifleri yapılmıştır. Bu tarifler büyük ölçüde ferdi tecrübe ve zihni, hissi, taabbüdi ve içtimai elemanlardan ibaret unsurun birini veya birkaçını öne çıkararak yapılmıştır. Ferdi tecrübe dışında kalan bu dört unsuru şu şekilde açıklamak mümkündür:
    
      a) Zihni Unsur: İnsanın kendisinden üstün bir güç veya kudretin mevcudiyetini zihnen kabulü. Tanrı kavramı veya çok genel ifadesiyle kutsal kavramı, bütün dinlerin gözündeki temel unsurdur.
      b) Hissi Unsur: Zihnen varlığı kabul edilen bu üstün güç ve kudrete karşı kalben duyulan bağlılık duygusu.
      c) Taabbüdi Unsur: Zihnen varlığı kabul edilen, kalben kendisine bağlanılan yüce kudrete karşı bazı davranışları yapma yükümlülüğü.
      d) İçtimai Unsur: Aynı zihni, hissi, taabbüdi unsurların paylaşan insanların oluşturduğu sosyal grup.


      Dinlerde bulunan bu unsurların yanında, din bilimleri açısından dini oluşturan hususlar olarak kabul edilen ve bütün dinlerde bulunabilen unsurların başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz: "Tabiat üstü, insan üstü varlıklara inanç ( Tanrı, melekler, cinler, ruhani varlıklar gibi); kutsalla kutsal olmayanı ayırma; ibadet, ayin ve törenler; yazılı veya yazısız gelenek ( Kutsal kitap, ahlaki kanunname); tabiat üstü, insan üstü varlık veya kutsalla ilgili duygular; İnsan üstü ile irtibat ( vahiy, peygamber, dua, niyaz ilham gibi vasıtalar ve yollarla); İçtimai grup (cemaat, tarikat) ve bu guruba mensubiyet."
       
       Bazı dinlerde bunların bir kısmı, bazı dinlerde ise hepsi bulunur.


       İslam bilginleri dinin tarifini, Kur'an-ı Kerimde yer alan açıklamaları ve islam inançlarını göz önünde bulundurarak yapmışlardır. Buna göre hak dinin tarifi şu şekildedir: "Din akıl sahibi insanları kendi tercihiyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi bir kanundur."
       İslam bilginlerinin din tarifleri hak din için düşünülmüş dar kapsamlı tariflerdir. Bu tariflerde ortak noktalardan biri dinin ilahi kaynaklı olduğunun vurgulanmasıdır. Buna göre gerçek din beşer kaynaklı olamaz. Yine bu tariflerde dinin akıl ve irade ile ilişkisi gösterilmiştir; bu da dinin bir akıl ve tercih konusu olduğu anlamını taşır. Buna göre din, insanın kainattaki varlıkları müşahede ederek duyular üstü ilahi gerçekleri kavramasından ibaret görülebileceği gibi kişinin kendi çabasıyla ulaşamayıp sadece vahiy kanalıyla elde edebildiği gerçekler bütünü olarak da tarif edilebilir.




Kaynak: İman ve İbadetler ( ilmihal ) "Diyanet yayınları"

25 Şubat 2010 Perşembe

Din Kelimesi

   Arapça kökenli bir kelime olan din sözlükte "örf ve adet, ceza ve karşılık, mükafat, itaat, hesap, boyun eğme, hakimiyet ve galibiyet, saltanat ve mülkiyet, hüküm ve ferman, makbul ibadet, millet, şeriat" gibi çeşitli anlamlara gelir.

   Bugün Batı dillerinde din karşılığı kullanılan religion kelimesinin aslı Latince'dir ve "bir şeyi vazife edinmek, tekrar tekrar okumak, yapmak", ayrıca "İnsanları Tanrı'ya bağlayan bağ" anlamlarını içermektedir. Kelimenin bu iki anlamı dikkate alındığında religion kelimesi, hem insanları Tanrı'ya bağlayan bağ (iman)i hem de belli bazı davranışları dikkatle yapmak (ibadet) gibi din kavramının iki temel niteliğini ifade etmektedir.
  
   Hinduizm'in kutsal dili Sanskritçe'de dharma, Budizm'in kutsal metinlerinin yazıldığı pali dilinde ise dhamma din karşılığıdır ve "gerçek, doktrin, doğruluk, kanun, düstür" gibi manalara gelmektedir.
  
   Her dini kültürün din kavramını ifade etmek üzere seçtiği kelimelere ait anlamların ortak noktasının "yol, inanç,adet, kulluk" olduğu söylenebilir. Bütün bu kelimeler, kökleri insanın iç hayatında bulunan ve semereleri çeşitli davranışlarla tezahür eden köklü bir fenomeni ifade etmeyi amaçlamaktadır.


   Kur'an-ı Kerim'de din kelimesi 92 yerde geçmekte, ayrıca üç ayette de değişik türevleri yer almaktadır. Kur'an'da bu kelimenin başlıca şu anlamlarda kullanıldığı görülür: "Yönetme, yönetilme, itaat, hüküm, tapınma, tevhid, İslam, şeriat, hudud, adet, ceza, hesap, millet."


   Kur'an-ı Kerim'de din teriminin, surelerin nazil oluş sırasına göre kazandığı değişik anlamları şu şekilde sıralamak mümkündür: İlk dönem Mekki ayetlerde bu kelime "yevmü'd-din" (din günü, hesağ, ceza-mükafat günü) şeklinde geçmektedir ve insanın, iman ve ameline göre hesaba çekileceği ahiret gününü ifade etmektedir (el-Fatiha 1/4; ez-Zariyat 51/6).


   Mekke döneminin ikinci yarısında ise artık, sorumluluk ve esastan, tevhid ve teslimiyete geçmektedir. bu dönemdeki ayetlerde insanın sadece Allah'a ibadet etmesi, ona ortak koşmaması vurgulanarak dinin Allah tarafından konulan ve insanları ona ulaştıran yol olduğu belirtilmektedir.


Kaynak : İman ve İbadetler (ilmihal) | Diyanet Yayınları


--------------------------------------------------------------------------------------------------------
  

Din ve Mahiyeti

Din İnsanın Tanrı, diğer insan ve varlıklarla münasebetlerini düzenleyen ve hayatına yön veren, onlarla ilgili davranışlarına esas olacak kurallar bütününe verilen addır. İnsanla beraber var olani tarihin bütün devirlerinde ve bütün topluluklarında karşılaşılan din olgusu, çeşitli şekillerde kendini göstermektedir. Bütün bu çeşitliliği kuşatacak bir tanım zor olmakla birlikte bu müesseseye verilen isimlerden yola çıkarak dinin mahiyeti hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Kaynak: İman ve İbadetler (ilmihal)| Diyanet yayınları